6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun neler getiriyor?

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun neler getiriyor?

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun neler getiriyor?

Bilindiği gibi çeşitli sosyo-ekonomik etkenlere bağlı olarak özellikle
1950’li yıllardan itibaren kentlerimizdeki nüfus yoğunluğu hızla artmaya
başlamıştır. Bu duruma bağlı olarak gelişen çarpık kentleşme ve
yapılaşma sürecine uygun politikalar üretilememiş ve özellikle deprem
gibi doğa olayları birer afete dönüşerek ciddi bedellere neden
olmuştur.
Bugün sağlıksız, güvenilir olmayan yapı stokuna ve yerleşim alanlarına
sahip kentlerde yaşamakta olduğumuz bir gerçektir. Bu nedenle
kentlerimizin barındırdığı risklerin ortadan kaldırılması, sağlıklı ve yaşanabilir
kentlerin inşa edilmesi gerektiği sadece konunun uzmanlarının
değil, ülkemizde yaşayan ve depremlerde veya diğer doğa olaylarında
ağır bedeller ödeyen herkesin uzlaştığı bir noktadır.
Bu duruma çözüm olma iddiasıyla kamuoyuna sunulan “kentsel dönüşüm”
uygulamalarının yasal dayanakları şöyle sıralanabilir;
a) Ülkemizdeki kentsel dönüşüm uygulamalarının hukuki anlamda
ilk habercisi 17 Haziran 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun’dur. Belediye Kanunu’nun 73. Maddesinde
yapılan değişiklik ile “Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı” ta14
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
nımlanarak belediyelerin, belediye meclisi kararlarıyla, eskiyen kent
kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel
dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla
kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri” uygulayabileceği ifade
edilmiştir.
b) Bir diğer dayanak ise 31 Mayıs 2012 tarihli Resmi Gazete’de de
yayımlanarak yürürlüğe giren (6306 Sayılı) “Afet Riski Altındaki
Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”dur. Afet meydana
geldikten sonra ‘yara sarma’ değil de, ‘yara almama’ anlayışı ile
hareket edilmesi esasına dayanan kanunun temel gerekçelerinden
biri, ülkemizde deprem, sel, heyelan vb. doğa olaylarının
afete dönüşmesini önlemeye hizmet edecek adımların acilen
atılmasıdır.

Riskli alan ne demektir?

Riskli alan Kanunda, “Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle
can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan” alan olarak tanımlanmakta
ve riskli alanlar “Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi
Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi
üzerine Bakanlar Kurulunca” kararlaştırılmaktadır. Kanunun uygulama
Yönetmeliğinde ise riskli alanın çeşitli rapor, plan, bilgi ve belgeleri
kapsayacak şekilde hazırlanmış olan dosya doğrultusunda Afet ve
Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın da görüşü alınarak Bakanlıkça
belirlendiği ve “teklif olarak Bakanlar Kuruluna” sunulduğu ifade edilmektedir.
Riskli alan, zemin yapısı ve üzerindeki yapılaşma kapsamında değerlendirildiğinde;
depremsellik, toprak kayması veya heyelan olabilecek
bölgeler, dere yatakları, taşkın bölgeleri, çığ veya kaya düşme
olasılığı olan alanlar, binaların riskli olduğunun tespit edilmesi, binaların
büyük bir kısmının ruhsatsız ve kaçak yapılmış olması ya da vb.
faktörlere göre belirlenmektedir

Riskli alanın belirlenmesinde uygulama süreci

  1. Riskli alan teklifine ilişkin hazırlanacak dosyada bulunması gereken
    evraklar:
    a) Alanın, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can
    ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair teknik raporu,
    b) Alanda daha önceden meydana gelmiş afetler varsa, bunlara
    dair bilgiler,
    c) Alanın büyüklüğünü de içeren koordinatlı sınırlandırma haritasını,
    varsa uygulama imar planını,
    ç) Alanda bulunan kamuya ait taşınmazların listesini,
    d) Alanın uydu görüntüsünü veya ortofoto haritasını,
    e) Zemin yapısı sebebiyle riskli alan olarak tespit edilmek istenilmesi
    halinde yerbilimsel etüd raporunu,
    f ) Alanın özelliğine göre bakanlıkça istenecek sair bilgi ve belgeleri,
    ihtiva edecek şekilde hazırlanmış olan dosyaya istinaden
    ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın görüşü alınarak
    bakanlıkça belirlenir ve teklif olarak Bakanlar Kuruluna
    sunulur.

2) TOKİ veya İdare, birinci fıkrada belirtilen bilgi ve belgeleri ihtiva
eden dosyaya istinaden bakanlıktan riskli alan tespit talebinde
bulunabilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme neticesinde, uygun
görülen talepler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın görüşü
alınarak, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur.
3) Riskli alan belirlenmesi için bu alanda taşınmaz maliki olan gerçek
veya özel hukuk tüzel kişileri, Bakanlık veya İdareden riskli
alan tespit talebinde bulunabilir. İdareye yapılacak talepler Bakanlığa
iletilir. Bakanlıkça yapılacak inceleme neticesinde uygun
görülen talepler, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın görüşü
alınarak, teklif olarak Bakanlar Kuruluna sunulur.
4) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı riskli alana ilişkin görüşünü
on beş gün içerisinde bildirir

Kaynak:İmo Kentsel Dönüşüm Rehberi